Eski mahalle kültürünü,önünden yol geçen apartmanların olduğu sokakları ve o sokaklarda yaşanan hayatları hep sevmişimdir,daha samimi daha içten ve merhametli gelmiştir bana hep…

Şimdilerde güvenli olsun diye özellikle site arayıp neredeyse kira kadar da aidat verdiğimiz havuzlu sitelerimize açık söylemek gerekirse pek ısınamadım ama günümüz şartlarında mecbur kaldığımız içinde maalesef sitelere hapsolmuş durumdayız…

Oysa ki geçmişe dönüp baktığımızda ne kadar güzel anılar çıkıyor ortaya…

Ankara’nın orta karar semtlerinden Etlik’te oturuyorduk yani ilk aklımın erdiği yaşlarda 6 yaşında falandım sanırım, binanın önünden bakıldığında görünmeyen arka tarafta koca bahçeye çıkan zemin kat bir evimiz vardı şimdinin bahçe katı evlerinin aynısıydı aslında ama bahçeye açılan bir kapı yoktu pencerelerimiz vardı sadece demiri kilitli değilse hopppp ordan kaçardık bahçeye akşama kadar oynardık camın önü güvenliğinde…

Etlik’in rampalı yollarından çıkınca yeni yapılmış havalı bir apartmandı bizim apartmanımız, ilk sakinlerindendik biz, hatta apartmanın isminin koyulduğu toplantıyı bile gizli gizli kapı aralığından izlemiştim her şeyi merak eden bir çocuk olarak…

Ankara’nın Etlik semtinde Meyveli sokaktaki bu güzel apartmanın adının SARIGÜL apartmanı olmasına karar vermişti apartman sakinleri…

Okula ilk başladığımda adreslerimiz öğretiliyordu ve zihnimden hiç çıkmayan adresimizdi benim;Meyveli sokak Sarıgül apartmanı…

Çok sık Ankara’ya gidemesem de Sarıgül apartmanının hala orada olduğunu bilmek mutlu ediyor beni o apartman benim çocukluğumu gördü anılarımı saklıyor halâ ve benden sonrada kimbilir kimlere ev sahipliği yapıp kimlerin anılarını sakladı…

Bir apartmanda kaç daire varsa o kadar hayat var demektir;bizim apartmanda Selma teyze ile Hikmet amca,,Cuma amca ile Emine teyze, Karslı komşumuz dişsiz Behice teyze ve tontiş Döndü teyze vardı (aklımda kalanlar tabiii)her hayat bir hikayeydi elbette roman bile olabilecek türden hem de…

 Meyveli sokak Sarıgül apartmanı…

 Geçen hafta İzmir 6.6’lık deprem ile sarsıldığında hepimiz de yüreklerimizden sallandık en şiddetlisinden, 114 canımızı apartmanların enkazlarında kaybettik çarpık yapılaşma, hırsız müteahhit ve kolon kesen cahiller 114 insanımızın ölümüne sebep oldular…

Rıza bey apartmanı

Emrah apartmanı

Doğanlar apartmanı en çok can kaybının yaşandığı apartmanlardandı, yattık kalktık bu apartmanların enkazlarını altından gelecek bir ses’e nefes’e kilitlendik, sessiz olduk ki sesimi duyan var mı dediğinde kurtarma ekipleri bir ses duyalım diye…

Ama olmadı bu apartmanlar insanlarımıza mezar oldu…

O apartmanlarda yaşayan insanların malları canları 6.6’lık bir deprem ile kağıttan evler gibi yıkıldı ve 114 canımıza mezar oldu yani 114 kişinin hayalleri,idealleri bu dünyada yapmak istedikleri,anıları hasretleri,keşke’leri herşeyi enkaz altında can verdi…

 Mucizelere sevinirken Elif bebek ve Ayda bebek ile hayata yeniden tutunmaya çabaladık, umut var dedik umut hep var hep olacak yoksa nasıl acılarımızı yüreğimize gömüp yolumuza devam edebiliriz ki…

Deprem hayatımızın bir gerçeği; sıkışan enerjinin yer altından hareketiyle yeryüzüne çıkışı yani kabul ettiğimiz bir doğa olayı ama yıkılan binalar doğal değil kabul edilemez,keşke para kazanma hırsıyla demirden çimentodan çalmasaydınız,hiçbir şeyin insan hayatından kıymetli olmadığını anlasaydınız para ile satın alınamayacak herşeyin paradan ve dünyevi zenginliklerden daha kıymetli olduğunu anlayabilecek erdem ve insanlığa sahip olsaydınız da o insanlarım anıları hayatları o enkazlarda yok olmasaydı,Ayda bebek 91 saat sonra mucize olarak çıktığı enkazdan annesiz çıkmasaydı…

Rıza bey apartmanı

Emrah apartmanı

Dolanlar apartmanı vs

Hepsi aslında Masumlar apartmanı insan hırsı ve eli ile yok edilen hayatların yaşadığı…

 Hesap gününe kadar umarım vicdanınızın sesi peşinizi bırakmaz…

 Kalın sağlıcakla…